Özel Kanallar ve Dindarlığın laikleş(tiril)mesi

Mısır’da özel kanalların çıkmasıyla birlikte yeni vaizler, halkın dinî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu kanallarda yer almaya başladılar.

Özel kanallar, İslam dünyasında özellikle Mısır’da islamın etkinleşmesinde büyük bir rol oynadı. Çünkü, özel kanallar sayesinde “yeni vaizler fenomeni” ortaya çıkıp geleneksel dindarlık tarz ve yönelişlerinde değişiklikler meydana getirmeyi başardı.

Bu fenomenin başlangıç tarihini araştırdığımızda 1990′lı yılların ortalarına kadar dayandığını görürüz. Aynı süreçte de ” kurumsal İslam” olarak tanınan islamcılık gerilemeye maruz kaldı. Nitekim, bu gerileme ve hayat üzerindeki etkisini kaybetme, hem El-Ezher, Vakıflar Bakanlığı ve Müftülük gibi resmi islam kurumları hem de İhvan-ı Müslimin ve Cemaat’ül-islamiyye gibi resmi olmayan islami örgütlerde kendini gösterdi. Zira, resmi islam kurumları, denetimi altındayken devletin, resmi olmayan islami örgütlerle mücadele stratejisini desteklemeye ve devletin tutumlarını şerîleştirmeye mecburdu. Böylece, dindarların gözünde itibarının büyük bir kısmını kaybetti.

Öte yandan buna paralel olarak İhvan-ı Müslimin, siyasal rejimle çatışmada öyle bir raddeye gelmişti ki, devletin baskısı altında siyasal ve toplumsal hayattan çekilmek zorunda kaldı. İslami Cemaat da daha iyi bir durumda değildi. Çoğu yattıkları cezaevlerinde fikirlerini yeniden gözden geçirdikten sonra şiddete dayanan fikirlerinden tamamen vazgeçerek özelliklerini kaybedip toplum içinde asimile oldular.

Durum böyleyken islami meydanlarda oluşan boşlukları “yeni vaizler” doldurmaya başladılar ve bir fenomen haline geldiler. Yeni vaizlerin temel ve ortak özelliklerini şöyle özetleyebiliriz; yaşlarının 20-40 arası olması, dini eğitim almamış olmaları , yukarıda bahsedilen kurumsal islamın iki farklı türünün hiçbirisiyle bağlarının olmaması ve son olarak dayandıkları referansların, klasik ve modern islami metinlerden oluşması.

Bu yeni vaizler fenomeninin özelliklerine gelince her şeyden önce bu fenomen, islam toplumlarının eskiden tanımadığı bir islam tarzı öngörmekte, devrimsel nitelikte olmayan, inanç ve kelam diyalektikleriyle meşgul olmaktan ziyade ahlakî değerlerin yüceltilmesine ve bireyciliğe önem veren bir fenomendir. Ortaya çıktığında fenomene yaygınlaşma ve genişleme imkanı sağlayan özellik amaçları arasında hiçbir siyasi beklentinin olmamasıydı. Bu güne kadar aynı çizgide devam etmesini sağlayan da yine bu özelliğidir.

Mısır’da özel kanalların çıkmasıyla birlikte yeni vaizler, halkın dinî ve manevî ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla bu kanallarda yer almaya başladılar. Buna bir de sayısı 25′i aşan özel islami kanallar eklenince bu fenomen çok daha yoğun ve periyodik olarak ekranlarda görünür oldu. Bunun sonucu olarak da bu yeni vaizler halk katında çok daha fazla rağbet görmeye başladı.

Laik dindarlık, dinin kendine ait siyasi projesinden vazgeçerek sadece ahlak ve vicdana hasredilerek bireyselleştirilmesidir. Bu kavram hiçbir siyasi hedefi olmayan hıristiyanlığın yaşandığı batıda küreselleşmenin uzantısı olarak ortaya çıktı. Son on beş yılda ideolojilerin çökmesi ve küreselleşmenin yaygınlaşması çerçevesinde yeni vaizlerle popüler hale gelen özel islami kanallar bu “laik dindarlık” kavramından olumsuz etkilendiler.

Laik dindarlık süreci bu kanallar vasıtasıyla birbirine paralel iki yolla gerçekleşmektedir. İlki insanın din anlayışının ümmetin din anlayışından giderek uzaklaşarak bireysel bir anlayışa dönüşmesini ve böylece bahsedilen kanalların seyircilerinin dini telakki etmek yerine istedikleri görüşü seçmelerini sağladı. Bunun sonucunda da seçtiği görüş onu rahatlatan ve kolayına gelen olmuştur. Öte yandan kanallarda gösterilen dini programlar da arz-talep ve piyasa kurallarına göre belirlenmeye başladı.

İkinci yola gelince küreselleşmenin gölgesinde ortaya çıkan kavramlar islami konularda yapılan tartışmaları etkilemeye başladı. Nitekim önceleri islamın kendi içerisinde tartışılagelen demokrasi, insan hakları ve kadın hakları gibi hassas konular artık islam hukukuna göre değil de küreselleşmenin getirdiği kavramlar çerçevesinde tartışılır oldu. Sonuç olarak islami kanallar, kendisinden beklenen genel, kapsamlı bir din anlayışının oluşmasına katkıda bulunmak yerine Avrupa’daki laik dindarlıktan etkilenerek siyasetten uzak, bireyselleşmiş bir islam anlayışının yaygınlaşmasına istemeden de olsa sebep oldular.

Dr. Tarık Abdülcelil / Kahire
kaynak


Fikrini ifade et!

Lütfen terbiye kurallarına riayet edin. Email adresiniz hiç bir şekilde yayınlanmayacak.