Metin Yüksel

‘Şehadet Bir Çağrıdır, Nesillere, Çağlara’

1958’de Bitlis bağlı Kologna Köyü’nde dünyaya gelen Metin Yüksel, gençlik çağında Akıncılar yapısının içinde yer aldı. Yüksel, yaptığı İslâmi çalışmalarla bir döneme imza attı . “Şehadet bir çağrıdır, tüm nesillere, çağlara” diyerek, 20 yaşında Fatih Camii avlusunda gerçekleştirilen hain bir saldırı sonucu şehit düştü. Şehit Metin Yüksel, son devrin büyük âlimlerinden olan ve geçtiğimiz aylarda Hakk’a yürüyen Molla Sadrettin Yüksel’in oğlu idi.

17 Temmuz 1958’de Bitlis’e bağlı Kolongo’da dünyaya geldi.Sadrettin Yüksel Hoca’nın oğludur.Mücadeleci bir kişiliği vardır.

Şehid edildiğinde 20 yaşında idi.Genç yaşına rağmen , İslami hareketin içerisinde şuuru , uyanıklığı ve aktivitesiyle kısa zamanda sivrildi . 1977 yılında Fatih Daruşşafaka Caddesinde Komünist militanlarla giriştiği çatışmada üç kurşunla yaralanmıştı.

Her mitingde onu en ön safta görürdü Müslümanlar . Şehit olduğu günün bir gün öncesi İzmir’den gelmişti . İzmir’deki İran konsolosluğunda Müslümanlarla komünistlerin mücadelesinde yardımcı olmak için gittiği İzmir’den muzaffer olarak İstanbul’a döndü.

23 Şubat 1979 Cuma günü Cuma namazına müteakip caminin merdivenlerinden 50 m uzakta şehit edildi.Görgü şahitlerinin anlattığına göre merhum kardeşimiz namazdan çıkınca , Fatih Camii’nin arka avlusunda gizlenen caniler , ona adıyla hitap ettiler . “Metin!” seslenişini duyan kardeşlerimiz , geri döndüğünde eli silahlı şahıslarla karşılaştı . Irkçılar , Metin’in ayağına doğru bir kez ateş ettiler ve kurşun ayak parmağını sıyırdı . Birkaç saniye içinde geçen olayda ikinci kurşun Metin’in karnına saplanmıştı . Merhum yere kapanmış kıvranıyor ve Kelime-i Şehadet getirmeye çalışıyordu , katiller başına üşüştü ve beynine iki el ateş ettiler . Metin’in oluk gibi akan kanları , Fatih Camii’nin avlu taşlarını kıpkırmızı yapmıştı .

Görgü şahitleri , hadiseden sonra Cuma’dan cemaati yanıltmak için , katillerin “ Allahu Ekber ” diyerek kaçtıklarını belirtiyor .

Ne var ki al kanlara bulanan gencin Metin olduğunu cami cemaati anlayıncaya kadar katiller çoktan kaçmıştı.

Dursun Özcan anlatıyor :” Bir Cuma günü geceden yağan kar kaplamış her tarafı . Cuma namazından çıkıyoruz . Cami’nin doğu kapısından … Bizden önce çıkanlar olmuş , bu arada ben çınar ağaçlarının arkasında bir kişinin siper aldığını ve sol elle ateş açtığını gördüm . Çarşamba Pazarı’na açılan açılan kapının önünde birikmiş olan arkadaşlara ateş açıyordu . Bir başkası da zannederim havaya ateş etmekteydi … Olay esnasında etrafta kimse yoktu . Nasıl olsuydu tecrit olmuşlar sanki . İşte o an biz Metin’in yere düştüğünü gördük ve bunlar kaçmaya başladı .Tekbir getirerek kaçıyorlardı . Biz hemen Metin’i aldık ve hastaneye götürdük Metinin vurulduğunu görmüştük fakat şehit olduğunun farkına varamadan hastaneye ulaştırdık . Tabi doktorlar ‘Başınız sağ olsun’ dediler …”

Şehit kardeşimizin vücudundan çıkarılan kurşunlar dört değişik silaha aitti . Biri 6.35 … Diğer 7.65 ve 9’luk tabanca mermilerinin yanısıra bir de Sten mermisi… Evet !… Irkçılara bir kurban daha verilmişti …

About the Author