Emrah Yücel bolca yaptığı çalışmalardan, sektörden bahsetti.

Evini, arabasını satıp Amerika’ya giden bir uçağa binmesiyle başlıyor Hollywood macerası. Çok zor günlerin ardından şans yüzüne Frida Kahlo’nun hayatını anlatan filmin afişindan ödül almasıyla gülüyor. Sonra arda arda yaptığı afişlerle ve internet siteleriyle ödül almaya devam ediyor. Bu kadar başarıya rağmen o “Amerika bir rüya değil karabasan” diyor. Bahçeşehir Üniversitesinin konuğu olarak Türkiye’ye gelen Emrah Yücel bolca yaptığı çalışmalardan, sektörden bahsetti. Yücel, Türk Sinema Konseyi’nin kurucusu. Ona göre Türkiye’de teşvik yasası çıkmalı. Dünyaca ünlü yapımcılarda Türkiye’ye gelip film çekebilmeli. Kübra
Hani şu Vizontele Tuuba, Hokkobaz filmlerinin afiş tasarımlarıyla bildiğimiz başarılı Hollywood’lu Türk, geçtiğimiz günlerde İstanbul’daydı.Kendi deyimiyle “anahtar adam” ayağının tozuyla sorulara cevap verirken anladım ki yaptığı iş film afişi tasarlamaktan ötesine geçmiş. Geçen yıllarda boş durmamış ve hayallerini büyütmüş öyle devam ediyor Hollywod yoluna.Üstelik Türkiye için çok da güzel planları var. Emrah yücel artık Hollywod maceralarını değil projelerini anlatıyor ve onun yapacak çok işi var. Peki ya bizler hala çöl üstünde develerin yürüdüğü bir ülkede yaşadığımıza inananlara susarak mı cevap vereceğiz. Büşra
Sinemayla iç içesiniz, afiş tasarlıyor ve konseyin yöneticiliğini üstleniyorsunuz Yönetmenliği düşünmediniz mi?
Aslında amacım prodüktörlük ama yönetmenlik deneyimim de olmuştu. Önemli olan proje olması. Konsey üç yıl evvel aklımda bir projeyken şuanda insanların film çektikleri bir örgüte dönüştü. Bu birşeyi hayal etmek ve hayali gerçekleştirme çabası.
Çok mu hırslısınız?
Yoo Hayır.
Çok mu çalışkansınız?
Çok hırslı değilim ama akılcıl olup parçalara bölüp sonuca ulaştırıyorum. Çalışkan olduğumdan eminim ve çok çalışkanım.
Milliyetçi misiniz?
Hayır Türkiyeliyim. Burası gerçekten güzel bir ülke. Şu anda içinde bulunduğumuz durum beni çok üzüyor ama bunların geçeceğini düşünüyorum. Türkiye’de yaşayanların Arjantin’e gitmelerini tavsiye ederim. Oraya gittiğinizde Türkiye’yi çok seviyorsunuz.
Neden?
Tarih kitaplarımızda Mustafa Kemal’in askerlerinin Yunanlıları denize döktüğü yazar. Aslında kimse denize dökülmeden teknelere binip Arjantine gitmiş. Yunanistan’da İzmir sokağı var. Türkçe konuştuğunuzda “evet, hayır” diyen birileri var. Türkiye’yi o kadar seviyor ki Arjantinliler Nike dükkanlarında Türkiye forması satılıyor. Türkiye’yi algılamak için biraz dışarıdan bakmak lazım. İnanılmaz dinamik bir ülke.
Takva, Hokkabaz, Vizontele Tuuba gibi bir çok Türk filmine afiş tasarladınız. Ama Hollywood’a yaptığınız afişlerle Türkiye’dekiler arasında fark var. Bu bilinçli yapılmış bir şey mi?
Siz bildiğiniz için gözünüz ayrıyor. Ama hayatımda sadece bir artist tanıdım diğerlerinden farklı olan. Bu kadar insana afiş yaptım ama aralarında tek bıyıklı Yılmaz Erdoğan’dı. Ne yapsam hepsinden farklı oluyor çünkü bıyık çok Türk. Benim içinde öyle fotoğrafımı kim çekerse çeksin yine ben olacağım. O farklılık benden değil bakış açısından geliyor.
Türkiye’de kalsaydınız. Ne yapardınız?
Türkiye’de olsaydım afiş tasarımcısı olmazdım.
Neden?
Çünkü burada çok az film çekiliyor ve emeğinize karşılık verilmiyor. Ama Amerika’da yapıyorsunuz çünkü orası ciddi bir sektör. Sadece Afiş değil bütün bir film kampanyasını yönetiyorsunuz.
AMERİKA RÜYA DEĞİL KARABASAN
Türkiye’den bir çok oyuncu sizin gibi Amarika’ya gitti ama bir iki yıl sonra geri döndüler. Nedir yanlış olan?
Meltem Cumbul iki yıl kaldı ve artık Lost dizisinde oynar diyordum ki Türkiye’ye döndü. Yılmaz Erdoğan da yerleşmeyi düşündü ama bir şekilde olmadı. Senaristlerimiz de var. Her zaman gidiyoruz başarısız oluyoruz diye bir durum yok. Ama eğer bir çivinin üstüne uzun bir süre bıkmadan vurursanız o çiviyi çakarsınız.
Sizin ki Amerikan rüyası mı?
Pek sayılmaz. Çünkü insanı perişan eden olaylarla karşılaşıyorsunuz. İntihar edenler bile oluyor. Amerika bir rüya değil Amerika bir karabasan. Hiç kolay değil. Gitmek isterseniz de bunu doğru bir çaba ve yaklaşımla yapabilirsiniz. Herkese hemen gelin demiyorum. Benim gittiğim zaman şartlar farklıydı. 11 Eylül çok şeyi değiştirdi.
Ön yargıları nasıl yıktınız?
Zamanla kendi duruşunuzu da çok net tanımlıyorsunuz. Amerika’daki Türkler hiç bir zaman Almanya’daki Türkler gibi olmadı. Bando takımıyla karşılandık ama köylerdeki insanlar gitti oraya. Amerika’ya gidenlerin çoğunluğu okumuş kesimdir. Oradaki Türk imajı kötü değil.
Sizi için “Hollywood’a afiş tasarlayan başarılı çocuk” diyorlar. Bıkmadınız böyle algılanmaktan?
Şöyle ki; ben yalnızca afiş tasarımcısı değilim Key Art’ım yani anahtar adamım. Bazen büyük bir projeyi de üstleniyorsunuz. Mesela; ben ciddi internet siteleri yaptım ve bunlardan bir tanesi en iyi ödülü aldı. Bu bazen bir film projesi de olabiliyor. DVD kapakları, ön afişinden tanıtımlara kadar hepsini üstleniyorum ve gerçekten ciddi bir iş.
En özel çalışmanız…
Üç dini anlatan internet sitesi yaptım. Ortadoks Hristiyanları, Yunan Museviler için ve son peygamber Hz. Muhammed’i anlatan bir site. Bu site Dubai de İslam dinini en iyi tanıtan proje seçildi. Bunlar büyük önem taşıyor.
Biraz da Türk Film Konseyi’nden bahsedelim. Nasıl çıktı ortaya?
Şöyle; Soğuk Dağ filmi üzerine çalışırken, aslında film Amerika’da geçen bir savaşı anlatıyordu ama Romanya’da çekildi. Bunu araştırdığım da anladım ki aslında Romanya hükümeti, yapımcıların kendi ülkelerinde film çekmesi için için yüzde 30 lara varan bir vergi iadesi yapıyor. Bu para iadesi aslında bir çok ülke için kanun.
NARNİA FİLMİNİ ELİMİZDEN KAÇIRDIK
Nasıl kanun?
Yani “Gelin bizim ülkemizde film çekin ve filme harcadığınız paranın yüzde 20′ni size teşvik olarak geri verelim” demek. Meksiko eyaleti, Amerika’da sadece bir eyalet. Düşünün 2000 yılında yıllık sinema geliri 8 milyon dolarken, 2006 yılında çıkan yasa ile bu rakam 247 milyon dolar oldu.
Her şey teşvik yasasına mı bağlı?
Tabiki çok önemli. Türkiye gibi coğrafyası çok geniş olanaklar sunan ülkeye bir yılda 247 milyon dolar ekstradan gelecekse biz bunu teşvik edelim diyoruz. Teşvik yasasının çıkmasını istiyoruz.
Hiç gelişme var mı ?
En son MGM’in başkanıyla birlikte Topkapı filminin çekimi için İstanbul’a gelmiştik. Ertuğrul Bey bize yasa tasarısının 2009 öncesinde meclise getirileceği sözünü verdi. Çünkü “Topkapı” filmi bizim için önemli filmlerden biri. Bu filmin Almanya’da ya da Çekoslavakya’da değil Türkiye’de çekilmesini istiyoruz. Eğer bunu da Truva filmi gibi kaçırırsak Türkiye için büyük kayıp olur.
Bu yasanın olmaması nedeniyle başka ne gibi fırsatlar kaçırdık?
Mesela; Yeni Zelanda Konseyi’nin gecesinde Golden Media şirketinin CEO’suyla yanyana oturdum. Ve bana “Narnia filmi için Türkiye’yi çok düşündük. Çünkü Narnia’da Türkiye ile ilgili çok tema var. Ama böyle bir yasa olmadığı için Yeni Zelenda’da çekme kararı aldık” dediler. Herkes Türkiye’yi çok beğeniyor seviyor ama sonuçta ortada ticaret var. Bizim daha stratejik düşünüp bir an önce adım atmamız gerekiyor.
Peki eğer teşvik yasası çıkarsa bu Türkiye’yi ne ölçüde kalkındırır?
Yeni Zellanda uzun bir süredir Oskar’a aday olmayan bir ülkeyken şimdi yerel sinemalarında yükseliş oldu. Bu ülkeye film yapacakları zaman kameraman, kostüm tasarımcısı hepsini bu ülkeden işe alacaklar. Böylelikle ülkede bilgi artacak ve daha iyi yetişmiş bir elaman olacak. Bu da doğal olarak kalitenin yükselmesi demek.
Amerika’daki yapımcıları çekmenin başka yolu yok mu?
Bunlardan biri de çok özel teknolojilere sahip olmak. Mesela; Malta’da dev bir havuz var. Bu havuz eskiden askeri deniz altılar için hazırlanmış ama şu anda pek çok filmin gemilerinin batma sahnesinde kullanılıyor. Baktığınızda Türkiye’nin yanında küçük bir ülke ama çok önemli birşey yapmışlar.
Ya yapımcıların Türkiye’ye bakışı…
Kültür ve Turizm Bakanlığı’yla birlikte bir takım araştırmalar yaptık. Amerikalılar Türkiye’ye gezmek için geldiklerinde bu genelde ikinci gelişleri oluyor.
Neden peki?
Birinci gelişlerinde gemiyle geliyorlar ve sadece Türkiye’ye değil, Yunanistan, Rodos’u gezip sonra İstanbul’da iki gün kalıyorlar ve gördüklerine inanamıyorlar. Kafalarındaki İstanbul ile gördükleri arasında dramatik bir fark var. İstanbul’un aslında bu kadar gelişmiş modern olduğunu görünce ikinci gelişlerinde sadece Istanbul için geliyorlar.
Bu neyin göstergesi? Kendimizi iyi tanıtamıyor muyuz?
Evet. Türkiye’nin hala o Camel sigaraların üzerindeki develerle dolaşılan bir ülke olduğunu sanıyorlar. Özellikle Hollywood’a yatırım yapmalıyız.
Yani ne yapıp edip Hollywood piyasasına girmeliyiz diyorsunuz…
Bir yönetmen şöyle söylemişti; Hz Muhammed bu devirde yaşasaydı mutlaka Hollywood’da olurdu. Çünkü sözünü dağıtabilmenin en doğru yeri.
İlginç talepler geliyor mu?
Focus Fuchers Irak savaşıyla ilgili bir film yapmak istiyordu ve bize başvurdu. Bize “Irak sokaklarına benzeyen bir mekan bulabilir misiniz” diye sordu. Biz de Mardinden fotoğraflar gönderdik. Bayıldılar tabiki. Bizim doğuda fark etmediğimiz yerler orada biçilmiş kaftan.
Bu sektörle ilgili ilgilendiğiniz başka bir proje var mı?
Türk Film Konseyi olarak geçtiğimiz sene ilk defa otuz beşincisi yapılan Santa Monica’daki lokasyon fuarına katılıyoruz. Fuarın özelliği dev bir alanda 60 film konseyi kendi ülkelerini ve bölgelerini tanıtıyor. Türkiye’de Karadeniz’e gittiğinizde bir İrlanda filmi yapabilirsiniz. Güneye gittiğinizde doğu filmi, Istanbul da şehir filmi yapılabilir.
Türk Film Konseyi tekbaşına mı? Arkasında bir devlet desteği ya da kuruluş yok mu?
Hükümetle ilişkimiz yok. Çünkü hükümetten teşvik almak istemiyoruz. Proje bazında öneriler alıyoruz. Ama bu konseyde çok fazla hükümetten de insanlar var. Siz bunu devlet olarak algıladığınızda özgürce hareket edemezsiniz. Bu konseyin finansını ben karşılıyorum. 147 katılımcı oldu ve içinden onsekizi ilerliyor. En başta Topkapı filmi ve The İnternational filmini başarıyla bitirdik. Bunun dışında da pek çok belgesel, kısa film ve diziler var.
Her film çekilebiliyor mu, bunun kararını kim veriyor?
Başvuru, seneryoların onaylanmasıyla başlıyor. Mesela; Topkapı filminde bir takım Türk reklamlarının yer alması konuşuluyor. Bu sayede bir çok farklı olanak da açılıyor.
Ya Türkiye için negatif bir şey yapmak isterlerse?
İsteyen zaten yapıyor onu engelleyemezsiniz. Gece Yarısı Ekspresi iki üç sahne dışında Türkiye’de çekilmiş bir film değildir.
ERMENİ MESELESİNİ TÜRKLER FİLM YAPMALI
Peki Türkiye’nin yaşadığı olayları anlatan bir film çekilir mi?
Mesela; 1905 yılında Osmanlı döneminde geçen bir aşk hikayesi. Burada Ermeni soykırımından da bahsedilecek. Soykırım olduğunu iddiasından değil, tüm gerçekleri göstermek istiyoruz. Gerçek tarihi yansıtarak doğru bir şekilde anlatılsın istiyoruz.
Bir nevi lobicilik faaliyeti gibi…
Evet. Sadece siz bu gücün neresinde duruyorsunuz. Herşeye mesafeli bakmaktansa gelsinler ve biz onlara doğrusunu anlatalım. Ermeni meselesini biz Hollywood’da bilinçli olarak kullansaydık belki de bu noktalara gelmeyecekti. Amerikalılar Ermeni meselesiyle ilgili birçok film çekti ama Türkiye gerçeklerini gösteren bir filmİ hiç yapmadı. Bu da bizim zaafımız.
Peki siz Hollywood’un sistemini hiç eleştirmiyor musunuz?
Hollywood’u düşman olarak algılamamak lazım. Ama kendi içinde çelişkileri olan bir sektör. Mesela; Latin Amerika realizmi çıktı. Babel, 21 Gram filmleri Amerikan sinemasının alışık olmadığı filmler.
Türkiye’nin güvenli ülke olduğunu anlatcağız
300 kilit adam projesi nedir?
Hollywood’da filmin nerede çekileceğine karar verecek 300 adam var. Bakanlıkla birlikte en klas yerde beş gece altmış kişilik grupla yemek için davet vererek Türkiye’nin güvenli bir ülke olduğunu anlatmak.
Böyle bir ön yargı var mı?
Tabi var. Türkiye’ye gidersem ne olur. Çünkü burada tüp patlasa insanlar bomba patladı zannediyorlar. Biz şehir terörü bazında ne kadar güvenli olduğunun altını çiziyoruz. Ama halkımız çok yardım sever.
Siz de insanlara bunları anlatacaksınız…
İstanbul’un nasıl bir şehir olduğunu hem kısa filmler, hem de kitaplar verip onlardan bir kaç kişiyi Türkiye’ye davet etmek. Los Angeles’ta Amerikalı jürinin yardımıyla Türkiye’de yapılmış o yıl çıkan onbeş filmi alıp bir ödül töreni yapmak istiyoruz. Golden Globe’un düzenlendiği otelde Türk sinemasının taçlandırıldığı ve ödüllendirildiği kırmızı halı töreni istiyoruz. Şu anda projenin detayları üzerinde duruyoruz.
Bunlarda ilginizi çekebilir
haber kategorisindeki son 10 başlık
- Cafcaf Mizah Dergisi artık ek değil
- Türkiyede tarihi eserlere verilen deger!
- Cuma Namazında Ahmedinejad'dan "ümmet" vurgusu!
- Muhabirlerin vurulma anı
- Ahmedinejad Mete Çubukçu'ya konuştu
- Geliştirilmiş Osmanlıca Klavye
- Özel Kanallar ve Dindarlığın laikleş(tiril)mesi
- Müslüman genç liderler İstanbul’da buluşuyor
- Hürriyet trenine ŞOK PROTESTO
- Bak bu iyi haber!
HARİKA BİR SOHBET.EMRAL YÜCEL ÇOK YETENEKLİ BİR TASARIMCI SOĞUK DAĞ VE FRİDA HARİKA TASARIMLARDI.